Butik Tırmanış Bahçesi: Karaağaç Tırmanış Bahçesi ve yeni geleneksel rota “Yiğitbaşı”
- 3 Ağu
- 3 dakikada okunur
Buraya ilk kez Kasım ayında, bir proje kapsamında gelmiştim. Karadeniz’deki bitki örtüsünün kış ayındaki görüntüsü beni çok etkilemiş ve “Deniz’in burayı görmezi lazım” diye düşünmüştüm. O dönem projenin ilk aşamasında buraya gelen Deniz Koçak, Volkan Özkan, Aydın Polat ve Mustafa Nalbant, ilk rotaları açmıştı. Projenin ikinci aşamasında ise, Volkan, Güneş ve ben ziyaret etme fırsatı bulmuştuk. Ve geri kalan rotaları açtık.
Burası Karabük İl Merkezi’ne yarım saat mesafede, Keltepe Kayak Merkezi yolu üzerindeki Karaağaç Köyü’nün içerisinde ve Google Haritalar’da işaretli. Ormanın içerisinde, az haneli bir köyün kıyısında bulunuyor. Köyü başlıca geçim kaynağı fasülye yetiştirmek ve hayvancılık. Umarım bir gün tırmanış da bu kaynaklardan birisi haline gelir.
Buraya, sene içerisinde Karabük Üniversitesi Dağcılık Kulübü üyeleri ve Ömer abi (Ömer Akçay) ziyarete geliyor.
Ömer abi buraya ilk kez 2015 de gelip, bölgede keşif yapmış, daha sonra bir arkadaşıyla birlikte geleneksel tırmanmış. 2025 de ise boltlama çalışmaları yapıldı. Karaağaç’ta boltlanacak çok fazla hat yok. Belki 10 rota daha, fakat bölge sadece Karağaaç’tan ibaret değil. Buradan kayak merkezine doğru çıkan 1,5 kmlik bir kaya bandı daha bulunuyor. Oralara ayrıntılı bakmak gerek. Fakat bu haliyle de başlangıç ve orta seviye tırmanıcıları ağırlamaya hazır. Özellikle bölgenin ihtiyacı olan, tırmanışa başlangıç rotaları seviyesinde bolca seçenek bulunuyor. Rotalar temiz. Elbette taş düşmesi bir risk. Ama burada rota açan ekipler, bu konuda bir hayli titiz çalıştılar.
Bu yaz biraz gezinmek için yola çıktık. İstanbul’da başlayan yolculuğumuzun ilk durağı burasıydı. Temmuz ayının son gününde -bu sene havalar bir türlü ısınamadı- burası güneşte bile tırmanılabilecek seviyede. Gölgede zaten polar vs giymek lazım.
Buraya geldiğimizde Ömer abi ve Karabük Üniversitesi Dağcılık Kulübü’nden Tolga buradaydı. Bizi karşıladılar. Birlikte tırmandık. İlk gün öğleden sonra 4’te gelip Dereboyu Sektör’de tırmandıktan sonra, Güneşli Bahçe’ye geçtik. Güzel bir ısınma günü oldu. Burada rotalar 5a-6c+ seviyesindeler.

Akşam buradaki eski okulun bahçesinde kaldık. Hava buz gibiydi. Polarlar, kaz tüyü montlar birbiri üzerine geçirildi ve yemekten sonra da direkt arabaya girildi. Geç olmadan da uyunuldu. Denizto geçen seneki turda üşüdüğü için yeni tulum aldı. Mutluluğunu tarif edemem ama fotoğrafı var.
Sabah erken kalkacaktık fakat Deniz de, ben de alarm kurmamışız. 8 e doğru güneşle birlikte uyandık. Harika uyumuşuz. Kahve yaptık. Toparlandık. Mantar Kaya Sektör’e gittik. Saat 10 a kadar gebeşledik. Hala gölgeydi. Burada da Deniz ardarda 4b, 5b ve 6b tırmandı. Sonra ben de 6b ye girdim.
Buraya geldiğimiz zaman Volkan bir çatlak hattı göstermişti. Bu rotayı açmak istediğini söylemişti. Hatta açarsam, memnun olacağından bahsetmişti. Sabahtan beri göz ucuyla kestiğim hattı geleneksel olarak deneme kararı aldım. Arabaya gidip malzemeleri aldım, geldim. Saat 12 de yavaştan güneş gelmişti. Uzun kolluyla tırmanılabildi.

Yiğitbaşı VII+(6b+) - İstasyonu boltlu
Küçük ve orta boy takoz/yaylı takoz. 13-14 ekspres. 22 metre.

Rota “Edep Ya Hu” rotasının sağındaki belirgin çatlaktan başlıyor. İstasyonu görürsünüz zaten. Başlangıçta hafif layback tırmanışı veya sağdaki çatlakla kombine bir şekilden yükselmek mümkün. Malzeme yerleri bol. Büyük çatlak bitince sağdaki tek bir çatlağı kullanarak sete ulaşılıyor. Bu tek çatlak, hattın kilit etabı. Malzeme yerler yeterli ama ayaklar yüzeysel ve eller küçük.
Bu sette güzelce dinlenmek mümkün. Biraz çürüklü. Her şeye asılmamak gerek. Daha sonra yine bir çatlak hattına giriliyor ve en tepedeki istasyona kadar gidiyor. Burada da küçük bir kilit var. İstasyondaki mağaracıdan iniş.
İnerken çatlakları bir güzel temizledim. Baya bir toprak döküldü. Ben çıkarken 6c gibi hissetmiştim. Benden sonra Deniz üstten emniyetli tırmandı ve 6b+ da karar kıldık. Rota tabii ki de boltlanabilirdi fakat bu haliyle de gayet güzel oldu. Keyifli tırmanışlar dileriz. 🤞

Burada çok güzel bir gün geçirdikten sonra, Karabük’te Neslihan ve Eşi Ömer abiyle buluştuk. Yeni spor salonlarında bize kahve ikram ettiler. Daha sonra soluğu Safranbolu’nun dar ve turistik sokaklarında aldık. Ben turistçiliği becerebilen birisi değilim. Ama Safranbolu’da baya keyif aldım. Özellikle merkezdeki camii ve hanın mimarisini çok beğendim. Deniz de fotoğraf çekti.
Bence gelmişken Safranbolu yollarında bir yürüyün. Hiç yoktan, ikram edilen lokumlardan yersiniz. Lokum alacaksanız İmren’den, helva alacaksanız SafranTat’tan alın. Lokum konusunda, jelibon fanatiği Deniz’e, helva konusunda da tabii ki de bana güvenebilirsiniz.

Yorumlar